Ana Sayfa / Ekonomi / Bank Asya’da paranın izi sürülecek

Bank Asya’da paranın izi sürülecek

Bank Asya’da paranın izi sürülecek 311 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

HABER10 / ÖZEL RÖPORTAJ

bankasyaBDDK, Bankacılık Kanunu’nda bulunan ‘kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık ortaklık yapısı ve organizasyon şemasına sahip olması’ kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle, Bank Asya’nın yönetimini belirleyen imtiyazlı payın yüzde 63’lük bölümünün Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. Geçen Salı günü alınan bu karar uygulandı; bankanın yönetimi TMSF’ye geçti. BDDK’nın bu kararı zaten süregiden birçok tartışmayı yeni konularla birlikte yeniden gündeme getirdi. Özellikle Gülen’ciler BDDK’nın bu kararının siyasi olduğunu savunarak hükümet aleyhine Türkiye’nin sınırlarını aşan bir kampanya yürütürken birçok hukukçu ve ekonomist BDDK’nın kararının yerinde hatta geç kalmış bir karar olduğunu savunuyor. Haber10, TMSF’nin Bank Asya yönetimine el koyması kararını, gerekçesini ve olası gelişmeleri Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz’la konuştu…

ŞEFFAF OLMAYAN NOKTALAR VARDI

Malum, Banka Asya’nın yönetimine TMSF el koydu. Bu el koymanın gerekçesi sizce sağlam mı?

Uzun süredir Bank Asya’nın finansalları konusunda açık olmayan noktalar vardı. Temel sıkıntı şu: Yine bankacılık olayından hareketle sektörün batık kredi oranı 2-3 arasındayken, ki dünyada ortalama 5’tir, Bank Asya 17-18’lere çıktı. Buna ek olarak 2.2 Milyar liralara çıktığı söylenen bu kredi miktarının kimlere verildiği konusunda şeffaf olmayan bilgiler vardı. Şimdi bunların içeriden alınması, siz gitseniz alamazsınız. Yasa bunu murakıplar aracılığı ile yapar. Banka murakıplarının da bu konudaki verdiği raporların, “her şey yolunda” diyor olması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) bir karar geliştirmesine ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun da (TMSF) yönetimin bir kısmına, bildiğiniz gibi 2/3’lük kısmına el koymasıyla sonuçlandı. O açıdan söylediğim yapı bu.

2001’DEN ENTERESAN DERSLER ÇIKARDIK

Bu yönetimdeki değişiklik, kimilerine göre inceleme amaçlı, kimilerine göre ise kötü giden bankayı daha iyi yönetmek için yapıldı. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz 1990’lı yıllarda kötü işler yaptık. Ortağımızı dolandırmak, sahip olduğumuz bankanın içini boşaltmak, grup kredileri vermek, alıp hiç ekonomik olmayan işlere yatırmak vs. Malum hepimiz bunu faturasını ödedik ve 2001 krizi geldi. Biz oradan enteresan dersler çıkardık. Oradan çıkardığımız derslerin en önemlisi finansı yönetme konusunda zaafın kaldıramayacağı. Çünkü ülkenin tamamını riske sokuyor. Ve BDDK, TMSF gibi kurumların işleyişini sağlamlaştırdık. Nitekim o çerçevede malumunuz 2008 krizinden dünya finansal krizle çalkalanırken, biz pozitif ayrışmayı başardık. Finans kesimimizin gösterdiği bu performans, ona zamanında müdahale ve hastalıklı unsurlara anında düzeltme yönündeki adımlarla oldu.

BANK ASYA’YA HAS BİR DURUM DEĞİL

Şimdi 2011 yılında benzer bir uygulama Arap Türk Bankası’nda oldu. Bu Bank Asya’ya has bir uygulama da değil. Orada da Arap Türk’ün ortaklarından Libyan Foreign Bank, Birleşmiş Milletler kararı gereğince şüpheli işlemler noktasında görülüp, TMSF tarafından yönetimi devralınmış, sonra işler düzelince iade edilmişti. Şimdi aynı yapı içerisinde TMSF kılı kırk yararak, bana göre geç kalmış bir kararla, çünkü daha önce bunlarla ilgili söylentiler yaygınlaşıyordu. Buna ek olarak finansal kaynakların, paralel yapıyı desteklediği yönündeki şaibeler ortalığı kasıp kavururken, bir de kendilerinden istenen beyanları, kurucularının yeterliliği belgelerini getirmeyen 122 kişi arasında pek çok şekilde finanslarının darbe yapanlarla paylaşıldığı söylentileri, hepsi bir araya geldi. Şimdi bankanın özellikle ortaklarını ki bunun içerisine durumunu açıklayamayanlar da dahil, artı mevduat sahiplerinin hakları da korunarak yapıldı bu işlem. Bir de biliyorsunuz Banka Asya halka açık bir şirket. Yüzde 54’ünün halkta olduğu bir şirkette hisse sahiplerinin, yani bankanın tüzel kişiliğinin kaldı ki katılım bankacılığını Türkiye’de geliştirmesi gereken noktada, ben ona biraz koruyucu hekimlik diyordum. O açıdan bunu ben bu yapı da değerlendiriyorum.

“UZUN BOYLU ADAM” GELMESİ DE

Yönetime el koyma işleminin ardından Paralel medyada şöyle bir hava olduğu gözleniyor: Lahey’de Türkiye karşı ağır tazminat davaları açılacak. Bank Asya ortakları bu işten karlı çıkacak. Daha önce hatırlanacağı üzere Cem Uzan da 60 milyar dolara varan davalar açmıştı. Sizce bu bir Cem Uzan sendromu mu? Yoksa iddia ettikleri gibi elle tutulur bir dayanak noktası var mı?

TMSF’nin yetkileri o kadar fazla ki… Çünkü finans kesiminde bir sıkıntı varsa bunun diğer şirketlerle kıyaslanamayacak kadar fazla sektöre yayılma özelliği var. Diyelim ki dayanıklı tüketim malı sektöründesiniz… Bir şirkette sıkıntı var; ona müdahale etmek gecikebilir. Ama finans kesiminde bir zaaf varsa bütün sektöre yayılma özelliği olduğu için kılı kırk yararsınız. Şimdi bu çerçeveden hareketle bütün sektöre yayılacağı çok söyleniyor… Oysa bunu TMSF o kadar geciktirmesinin sebebi hassasiyetle yapıyor olmasından. O yapıda ortaya atılan şu olsun, bu olsun, gibi sesler ortaya şunu çıkarıyor: “Biz bütün sektörü krize sokarız, eğer Bank Asya’nın durumunu iade etmezseniz. Bir şantaj söz konusu. Nitekim dikkat edin bugün sadece Bank Asya üzerinden değil, diğer alanlarda da kriz tellallığı arttı. O yapıdaki insanlar şunu soruyor: “Efendim kriz ne zaman çıkacak?” Kriz çıkacağı onlara göre garanti de ne zaman çıkacağını soruyorlar. 1 yıl önce de aynısı olmuştu. Önce dövizi zıplatarak faizi 5 puan artırdılar. Ekonomi çökecekti ama çökmedi. Bunun üzerine tuttular dış yardım istediler. Dış yardım şuydu: “Cari açık üzerinden Türkiye’yi döver misiniz?” Bi kriz çıksın da sandıkta şu “Uzun Boylu Adam” gelmesin! AK Parti’den kurtulalım. Bu sefer kırılgan 5’li diye bir şey uyduruldu; Türkiye de listenin en tepesine yerleştirildi. Ancak ekonominin finansalları ve parametreler, kriz şöyle dursun Türkiye’nin büyümesini yeniden hızlandırma sürecinde olduğundan, işe yaramadı.

TÜRKİYE’NİN ALMADIĞI 2 BİLETE BÜYÜK İKRAMİYE ÇIKTI

Yine aynı şekilde bugüne gelirsek, yine kriz söylentileri var fakat sizinle şunu paylaşmak istiyorum: Şu anda Türkiye’nin almadığı iki bilete büyük ikramiye vurdu. Biri petrol, diğeri Avrupa’nın parasal genişleme politikası. Ne demek bu Avrupa Merkez bankası, para basıp helikopterden saçacak adete. Bir metafor olarak söylüyorum. Şimdi böyle bir yapı içerisinde, bu paranın akacağı en önemli 5 ülkeden bir tanesi Türkiye. Kaldı ki Avrupa’nın durgunluğunu aşmak için mal alımı olacak; ihracatımızın gerileyen kısmını düzeltecek. Bir de petrol var. Şimdi diyorlar ki acaba finans kesimini batırabilir miyiz? Sandıktan çıkamıyoruz ama kriz çıkarabilir miyiz?

BU HÜKÜMETTEN KURTULALIM DA İSTERSE ÜLKE YANSIN!

Türkiye’de bir ekonomist grubu var bu paralel yapı tarafında çok itibar görüyorlar… Son 2 krizin 8’ini bilen türden ekonomist diyorum ben onlara. Onlara göre her an kriz geliyor. Peki kardeşim niye gelmiyor bu kriz! Ama algı artık millet de değişti. Dolardaki bu iniş-çıkışlar, Merkez Bankası’nın bu anlaşılmaz tutumu vs. Türkiye ile ilgili yeni bir denemenin olduğunu gösteriyor. Tuhaftır bazıları da bu deneme içinde kendi çocukları, kendi işlerinin de zarar göreceğini ihmal ederek, “bu hükümetten kurtulalım da, isterse ülke yansın” diye bir tutum içerisindeler. Bunu ekonomi üzerinden yapıyor olmaları sadece gaflet değil, cezalandırılmaları gerekiyor. 1 milyon 600 bin esnafın, 1 milyon 300 bin işletmenin, 26 milyon çalışanın ne günahı var.

PARA, ARKASINDA DERİN İZLER BIRAKIR

Bu yönetime el koyma işleminin ardından nihai olarak süreç nereye varır, sonuçta ne olur?

Şu olur: TMSF’nin işi tekniktir; o girer içeri, o aydınlatılmamış noktaları aydınlatır. Sağlanmamış şeffaflık sağlanır. Bankanın finansal yapısı içerisindeki düzeltmeyi yapar ve çıkar. Ama bence ondan sonra başlatılacak süreç ilginç bir noktaya bizi taşıyabilir. Bankadan batırılan krediler, hangi kanallara ve kimlere aktarıldı ve ne amaçla? Neticede biliyorsunuz günümüz dünyasında para arkasında çok derin izler bırakarak hareket eder. Asıl önemli olan bundan sonra bu darbe destekleyici unsurların ve paralel yapıların izleri ve nerelerden nasıl beslendiklerinin izi sürülecektir. TMSF’nin işi biter, oradan çıkar, gider. Geriye kalan batık kredilerin kimlere aktarıldığı noktasındaki şaibeler netlik kazanacaktır. Haksız suçlananlar temizlenecek ama cezalandırılması gerekenler de maddi delil olarak elimizde olacak.

MURAKIPLAR DOĞRU BİLGİ VERMİYORDU

Yönetime el koyma işlemi yapılmadan önce şu şekilde iddialar vardı: Cematin bazı önemli şirketleri, adamları, bankanın bazı ortakları, Bank Asya krize girme emareleri verince sermaye risklerini, varlık risklerini dengelemek için o oranda ya da yüksek rakamlarda kredi kullandılar. Dolayısıyla orada bu işin kilit adamları, sermayelerini kredilerle dengelemiş durumdalar. Riski dengelediler şeklinde iddialar var. Sizin bu konuda bir bilginiz var mı?

Sizin de söylediğiniz gibi bu duyumdan öteye gidemedi, gidememesinin sebebi de tam da oraya TMSF’nin girmesinin gerekçesi. Şaibe mi gerçek mi? Kimlere ne kadar oldu? Genelde pratiğimiz bize şunu göstermiştir: Bu gibi olaylarda ağababaları, yani büyük paralarını çeker olan küçük ortaklara olur. O mu değil mi kimi nasıl koruyacağı noktasını bilmediği için. Yani hepimiz karanlığa taş atıyoruz. Çünkü murakıplar doğru bilgi vermiyordu. Bütün bunların açığa çıkması noktasında zaten TMSF orada. Sanıyorum hepimiz bekleyip, göreceğiz. (kaynak:haber10.com)

 

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
Yorumunuz
İlgili Terimler :